Yaşayarak Öğrenme
Yaşayarak Öğrenme

‘’Yaşayarak Öğrenme‘’ eğitim dünyasında son yıllarda adını sıkça duyduğumuz, önemi ve gerekliliği ile ilgili makalelere rastladığımız ama bir türlü tam anlamıyla hayata geçiremediğimiz bir yöntem olarak karışımıza çıkıyor. 


         Peki neydi ‘’ Yaşayarak Öğrenme’’ ? , Ne işe yarıyordu ? 
Yaşayarak Öğrenme yaşantılarımız sonucunda öğrendiğimiz ve diğer öğrendiklerimize oranla daha kalıcı izler bırakan değişliklere ‘’ Yaşayarak Öğrenme ‘’  denir. Öğrenmek bir süreçtir ve bu süreç sadece çocuklarımız için değil biz yetişkinler için de hayat boyu devam eder. Aslında beş duyuya hitap edilerek yapılan bir öğrenme şeklidir yaşayarak öğrenme. İnsan yaşadıkça deneyim kazanır ve kazandığı deneyimler ile de bilgi hazinesini geliştirir. Her insan kendi sosyo-kültürel çevresi içerisinde şekillendirir geliştirmekte olduğu bilgi hazinesini. 

          Yapılan araştırmalar sonucunda bir insan okuduklarının % 10’nunu, duyduklarının % 26’sını , gördüklerinin % 36 ‘sını ve yaşadıklarının % 90’nını unutmuyor ki bu rakamlar etkili öğrenme süreci için oldukça önemli rakamlar. Bu durumda geleceğe aktarılan bilgiler daha çok yaşayarak öğrenilen bilgiler olarak karşımıza çıkıyor. Hal böyle olunca işin büyük kısmı biz öğretmenlere düşüyor.Yani şöyle ki derslerimizi işlerken ezbere dayanan basmakalıp yöntem ve tekniklerin dışına çıkıp , öğrenme sürecinde öğrenilenlerin daha kalıcı olması için duyuların harekete geçirilmesi gerekiyor. Duyuları harekete geçirmenin yolu ise ; bilginin aktifleştirilmesi ile yani öğrenilenlerin yaşama aktarılması ile mümkün oluyor. 
Örneğin bunu bir dil dersi için düşünürsek ; dil derslerinde uygulanan aktivitelerin , yapılan etkinliklerin ve okutulan metinlerin öğrenen profilinin zeka ve dil seviyelerine , sosyo-kültürel yapılarına ve daha önemlisi ilgi alanlarına uygun olması gerekiyor. Öğrenciyi sınıfta sadece oturan ve dersi dinlemeye çalışan öğrenene profilinin dışına çıkarıp daha çok öğrenmenin odağına çekmemiz gerekiyor. 

       Bütün branşlara göre milyonlarca böyle örnekler verebilir ve böylelikle yaşayarak öğrenmeyi sınıflarımızda etkin hale getirebiliriz. Sonuç olarak varacağımız nokta öğrendiklerimizin ve öğrettiklerimizin ‘’ Yaşayarak Öğrenme ‘’ modeli ile daha kalıcı olacağıdır. 


 
ALMANCA ÖĞRETMENİ 
  EYLEM ZORLUSOY 


  • Paylaş

Lise 279 0 15 Ocak 2018, Pazartesi

E-Bülten Üyeliği
Yorumunuzu Yazınız
Yorumlar

Şu an herhangi bir yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misiniz?

FORMU DOLDURUN, KONTENJAN BİLGİSİ E-POSTA ADRESİNİZE HEMEN GELSİN VE MAYIS AYINA ÖZEL AVANTAJLI FİYATLAR İÇİN
SİZE DÖNELİM

Arama

444 10 98