Menüm Çok Çılgın!
Menüm Çok Çılgın!

“Bu akşam iftara misafirlerim var, eyvahlar olsun! Şimdi ne yemek yapacağım! Sakince bir düşünmeliyim.


Öncelikle bir çorba… E tabi çorba şart. Sonrasında etli bir ana yemek. Yanına et suyuna  tereyağlı güzel bir pilav. Ana yemekten sonra verilebilecek  zeytinyağlı bir yemek. Ortaya  muazzam bir salata. Ama yetmez , ortaya dökmeye devam. Bir tepsi börek. Neyli yapsam ki acaba? Makarna salatası, tabi ya olmazsa olmaz. Biraz ciğer kavurma, şöyle biraz acılısından. Biraz yaprak sarması da güzel gider. Ortaya başka ne yemek yapsam ki. Az oldu sanki? İftar davetine gittiğimiz her yerde sofralar tıklım tıklım doluydu. Ben onlardan geri mi kalayım, hayatta olmaz! Neyse ben şimdi bunlar için hazırlıklara girişeyim nasıl olsa başka şeyler gelir aklıma, onları da yaparım. Olamaz ! İçecekler!  Onları unutmamalıyım!”
 
Belki klişe olacak ama klişeler bazen iyidir. Ben de şimdi klişe bir sözle başlayacağım yazıma : Aaah ah nerde o eski ramazanlar? Eskiden ramazan sofraları böyle miydi? Hayır değildi. Gerçekten ama değildi.  Bu çılgın tüketim anlayışını ramazan sofralarına da ne ara bu kadar yansıtmaya başladık bilemiyorum. Ramazanda oruç tutmak demek, akşama kendimize ya da evimize davet ettiğimiz misafirlerimize 8-çeşit – 10 çeşit hatta daha fazla çeşit yemek yapıp sunmak değildi, olamaz da . Bunun başka bir anlamı var. Sanki bu anlamı biraz yitirdik mi dersiniz ne dersiniz? Muazzam yemek takımlarıyla, muazzam desenlerde çeşit çeşit peçetelere sarılı muazzam çatal bıçak takımlarının olduğu o bol çeşit yemekleri barındıran masalar beni gerçekten düşündürüyor , ayrıca kaygılandırıyor da. Bir kere o kadar yemeği bitirmek mümkün değil ki , olmuyor da. Bir çok yemek çöpe atılıyor. Bu hiç doğru değil, ben bu durumu sorgularım. Çünkü maalesef sınıf farklılığının olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Düşünelim bir kere , etrafta  bildiğimiz yada bilmediğimiz, tanıdığımız ya da tanımadığımız maddi anlamda sıkıntılar yaşayan o kadar insan varken hele. Böylesi bir iftar sofrasının savunulacak bir yeri yok derim .Kaldı ki ramazan dışındaki diğer tüm zamanlarda da böylesi bir sofra , yemek anlayışı  savunulamaz. Bu tutum hem dinin, ibadetin özüne hem  de insan olmanın kendisine aykırı.  Biliriz ki her şeyin aşırısı zarar, ancak marifet bilmekte değil , bildiğimizi hayata geçirebilmekte. 

Semra  ALGÜL
Felsefe Grubu Öğretmeni


  • Paylaş

Lise 73 0 22 Haziran 2018, Cuma

E-Bülten Üyeliği
Yorumunuzu Yazınız
Yorumlar

Şu an herhangi bir yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misiniz?

FORMU DOLDURUN, KONTENJAN BİLGİSİ E-POSTA ADRESİNİZE HEMEN GELSİN VE TEMMUZ AYINA ÖZEL AVANTAJLI FİYATLAR İÇİN
SİZE DÖNELİM

Arama

444 10 98