Okyanus Koleji - Kolej, Özel Okul, Ana okulu, ilkokul, ortaokul, Lise | Magazinsel Astronomi
Magazinsel Astronomi
Magazinsel Astronomi

Astronomi haberlerinin medyaya yansımaları..


Medya ve Astronomi

İnsanlığın uzaya olan merakının, insanlık tarihi ile başladığını uzay çağına hazırlık yazımda bahsetmiştim. İnsanların uzaya olan merakları, günümüzde hemen hemen tüm basın ve yayın organları tarafından bilinmektedir. Bu nedenle de haberlerde, gazetelerde ve internet sitelerinde, uzay ile alakalı birçok haber ve yazı görmekteyiz. Yapılan bu haberlere bir astronom olarak baktığımda, birçoğunun gerçeği yansıtmadığını, bilimsel hiçbir kaynağa dayanmadığını, tamamen reyting için yapıldığını üzülerek belirtmek isterim. Bizlerin uzay merakı ve uzay çağına olan özlemi doğuştan gelen bir histir, en meşhur ve güvenilir bildiğimiz yayın kuruluşları dahi, insanların bu hislerini kendi reyting çıkarları için sömürmekten çekinmemektedir.

Medyada sıklıkla rastladığımız bu haberlerden bazılarına bilimsel bir çerçeveyle astronomi penceresinden bakalım..

Uzayda Su Bulunduğu İle İlgili Haberler

Medyada astronomi ile yapılan en yaygın haberler  “su” ile alakalıdır. Yıl içerisinde düzenli periyotlarla uzayda bir yerlerde su bulunduğu ile ilgili haberleri hepimiz görmekteyiz. “Nasa’ dan Şok Açıklama” manşetleri ile servis edilen bu haberlerin bilim adına yapıldığına, bir astronom olarak inanmam mümkün değildir. Neden mi? Çünkü bu haberlere baktığımızda uzayda su bulunmasının çok nadir olduğu algısı yaratılmaktadır. Temel astronomi eğitimini almış herhangi bir birey uzayda su bulunmasının nadir bir olay olmadığını ve bunun şaşırılacak bir olay olmadığını bilmektedir. Suyun kaynağı zaten uzaydır, hatta dünyamızdaki su da uzaydan gelmiştir. Evrende en çok bulunan iki atomdan oluşan ( Hidrojen ve Oksijen) suyun, uzayda her yerde olması gayet olağan bir bulgudur. Samanyolu Galaksisi’nde bulunan yüz milyarlarca yıldız sisteminden bir tanesi olan Güneş Sisteminde dahi, neredeyse tamamen sudan oluşmuş trilyonlarca kuyruklu yıldız bulunmaktadır.

Pırlanta Gezegen Haberleri

Bu haberlere, “su haberleri” kadar sık rastlamasak da, yılda en az bir kez karşılaşabilmekteyiz. Pırlantadan, altından, elmastan, gezegenlerin bulunduğunu ana haber bültenlerine, gazete manşetlerine taşıdıklarını fark etmişsinizdir. Bu haberlerinde hiçbir bilimsel kaynağı olmadığını, tamamen insanların ilgisini çekerek reyting arttırmak için yapıldığını üzülerek belirtmekteyim. Mesela hepimizin bildiği bir gazetede “ Pırlanta Gezegen Bulundu” başlığı ile yazılmış haberdeki bir paragrafı inceleyim. Yazı tamamen aşağıdaki gibidir ve birebir alıntıdır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Wisconsin-Milwaukee Üniversitesi'nden Profesör David Kaplan ve ekibi pırlanta haline gelmiş gezegen buldular. Milyarlarca yıl parıldayan yıldız, söndükten (soğuduktan) sonra karbon kristalleşip bir pırlanta gezegen haline gelmiş. 11 milyar yaşında olan ve Dünya büyüklüğünde olan gezegen tamamen pırlanta halini almış. Bu küçük yıldız, şimdiye kadar keşfedilen en küçük gezegen. Kristalleşmiş karbon halini alan gezegen, evrenin en göz kamaştıran gezegeni halini almış. Pırlanta Gezegenin Dünya'dan uzaklığı 900 ışık yılı olarak hesaplanmış. Akuarus Takımyıldızı ile aynı doğrultuda bulunuyor. Araştırmacılar soğuk gezegenin sıcaklığının yaklaşık 2700 derece olduğunu belirttiler.

Bu yazıdaki yanlışlıkları sırayla, maddeler halinde belirtirsek;

  • Haber de ismi geçen ve Wisconsin-Milwaukee üniversitesinde görev yaptığı söylenen  Prof. David Kaplan’ ın resmi kendisine ait değildir.
  •  
  • Belirli şartlarla sönmüş yıldızların içerisinde, karbon bazlı tüm elementler bulunabilir. Ancak yıldızdan geriye kalan kütlenin tamamen tek bir element haline gelmesi fiziksel veya kimyasal olarak mümkün değildir.
  •  
  • Bu gezegenin önce Dünya büyüklüğünde olduğu belirtiliyor, daha sonra keşfedilen en küçük gezegen olduğu söyleniyor. Oysaki Dünya’dan daha küçük olan gezegenleri yıllardır bilmekteyiz.
  •  
  • “Kristalleşmiş karbon halini alan gezegen, evrenin en göz kamaştıran gezegeni halini almış.”  Bu cümleyi hangi amaçla neye dayanarak niye yazdıklarını hiç anlamadım.

 

Uzaylılar Hakkında Çıkan Haberler

Bu konuda medyanın sıkça kullandığı argümanlardan bir tanesidir. “Şok UFO Görüntüleri”, “NASA’dan Dünya’yı Sallayan Uzaylı Açıklaması” , “ Uzaylıların Varlığı Kanıtlandı” gibi başlıklar ile belirli dönemlerde servis edilen bu haberleri hepimiz görmüşüzdür. Merak edip haberin içeriğine baktığımızda, bilimsel dilden olabildiğince uzak, hiçbir kanıt sunulmadan ortaya atılan onlarca iddia ile karşı karşıya kalmaktayız. Zaman zaman uzaylı yaşam konulu tartışma programlarında, konu ile çokta alakası olmayan kişilerin kendi düşüncelerini, bilimsel bir kanunmuş gibi öne sürmelerine o kadar alıştık ki, karşısında bilimsel bir dil kullanarak ihtimallerden bahseden insanların konu hakkında söylediği şeyler bizleri tatmin etmez oldu.

Uzaylı yaşam konusu bir astronom olarak benim uzman olduğum bir alan olmasa da şunu söyleyebilirim. Güneş sistemimizde Dünya haricinde hiçbir yerde bilinen formda canlıların olmadığını net bir şekilde belirtebilirim. Ancak Evren’in büyüklüğünü göz önünde bulundurduğumuzda bilinen formda canlıların yaşabileceği gezegenlerin olma ihtimalinin bir hayli yüksek olduğunu düşünmekteyim. Bu konu hakkındaki düşüncelerimi daha detaylı olarak ele aldığım “Uzaylı Yaşam Hakkında” başlıklı yazımda belirtmiştim.

Astronomik Olaylar ile Gelen Felaket Haberleri

Bu haberler, belirli periyotlarla gerçekleşen gök olayları sonrasında karşımıza çıkmaktadır. Güneş tutulmaları ile depremlerin tetikleneceği, kuyruklu yıldızlar ile çeşitli felaketlerin geleceği, Süper Ay olduğunda Dünya' daki elektronik aletleri kasıp kavuracak kozmik ışın bombardımanları…

Uzayda, Dünyamızı yok edebilecek, büyük çaplı yıkımlara sebep olabilecek birçok kuvvet bulunmaktadır. Örneğin büyük çaplı bir göktaşının Dünya’mıza çarpma olasılığı her zaman bulunmaktadır ve geçmiş dönemlerde Dünya’mız bu olaylarla yüzleşmiştir. Bu ihtimalleri bir kenara bırakırsak, neredeyse her yıl Dünya’nın farklı noktalarında farklı biçimlerde gözlemlenen Güneş tutulmasının, depremleri tetikleyeceğine dair,  pozitif bilimlerin ortaya koyduğu hiçbir veri bulunmamaktadır. Bu olayın tekbir etkisi vardır, tutulma esnasında Dünya’ya gelen ışık bir miktar azalır. Veya Süper Ay esnasında Dünya’yı kasıp kavuracak bir kozmik ışın bombardımanı gerçekleşmez. Ay o dönemde Dünyaya çok yaklaştığından, sürekli gerçekleşen gel-git (medcezir) etkileri görülür.

Peki, bu haberlere neden bu kadar sert bir dille karşı çıkmaktayım. Bu haberler insanların dikkatlerini çekmek, reyting kazanmak gibi masum sebepler için yapılmış olabilir. Ancak çok daha tehlikeli bir etkiye sebebiyet vermektedir. “İnsanları gerçek bilimden uzaklaştırmak!” Gazetelerde, internet sayfalarında bu haberlerin doğru olduğunu düşünen ve hayatlarını bu haberlere göre şekillendiren insanların sayısı azımsanamayacak kadar çok miktardadır. Maya takvimine göre 2012 yılında Dünya’nın sonunun geleceğine inanıp Şirince Köyü’ne gelen insanları aklımıza getirelim veya 2016 Kasım ayında gerçekleşen Süper Ay’da kozmik bombardıman olacağına inanıp cep telefonlarını kapatan insanları…

Olayın bir başka boyutu da insanlığın en eski bilimlerinden kabul edilen astronomi biliminin bu tarz bilimle uzaktan yakından alakası olamayan haberlerle gündeme gelmesidir. Bu haberler, insanların astronomi bilimine karşı olan algılarını tahrip ederek, bu bilimin aslıyla alakası olmayan bir şekilde anlaşılmasına sebebiyet vermektedir. Bu yüzden de astronominin aslında hiç alakası olmayan astroloji ile iç içe düşünülmesine yol açmaktadır.

Astroloji hakkındaki bilimsel gerçekleri savunduğum, Astroloji ve Astronomi, Gerçek Bilinen Yanlışlar adlı yazımı okuyarak, bu konu hakkında daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.

Astronom Abdullah Karalar

Okyanus Kolejleri Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi (UBAM) Sorumlusu

 


  • Paylaş

Lise 795 0 29 Kasım 2016, Salı

E-Bülten Üyeliği
Yorumunuzu Yazınız
Yorumlar

Şu an herhangi bir yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misiniz?

BİLGİLERİNİZİ GİRİN
KASIM AYINA ÖZEL
AVANTAJLI FİYATLAR İÇİN
SİZE DÖNELİM

Arama

444 10 98