İnsan Eğitilmek Zorunda Olan Tek Varlıktır!
İnsan Eğitilmek Zorunda Olan Tek Varlıktır!

Evet, insan eğitilmek zorunda olan tek varlıktır. Bunu gerçekleştirmek için eğitime eğilim önem arz eder. Gerekli şartların gerçekleşmesi akabinde gelen ise eylemdir. Bu yazımda, eğitilmek zorunda olan insanın bu yolda geçireceği merhalelerden bahsedeceğim. Eğilim olmadan eğitim, eğitim olmadan da eyleme ulaşılamaz. Peki nedir bu eğitim dedikleri, eğitimin önemi nedir, eğitim ne işe yarar, eğitimle bölünmez bir bütün olan eğilim ve eylemin eğitime katkısı nedir? Bu suallerin cevaplarını burada zikretmeye çalışacağım.


Eğitim yolu kullanılarak, –marjinal bir düşünce olacak lakin- bir insan seri katil de olabilir reis-i cumhur da. Bu derece önemli bir konuya girmeden önce eğitimin destek aldığı eğilimden söz etmek isterim. 

Her ilmin başında merak unsuru gelir. Denilebilir ki meraklanmayan insan, ilim sahibi de olamaz. Eğilim ifadesini merak kelimesiyle karşılamak doğru olur kanısındayım. Merak doğuştan gelen bir özellik midir bilemem ama insanları meraklandırmanın çeşitli yolları olduğunun farkındayım. Bu çaba içerisinde en önemli yol, sevgiyi, ödülü ve teşviki kullanmaktır. Bir insan düşünün ki hayatı boyunca eğitimi hep baskıyla olmuş olsun. Bu insanın eğitime eğilmesinden merak duygusunun gelişmesinden bahsedebilir miyiz? Hele baskının eski eğitim sistemlerimizde olduğu gibi dayaklı olduğunu düşünelim. Maazallah yitik nesilleri bu ülke çok gördü. Bir daha dayakla yetişmiş azotlu neticeler olmasın artık.

Eğitim bilimlerinin yüksek motivasyon dediği kavramı eski usulle teşvik, ödül ve caza diye adlandırmak istiyorum. Eğer ki eğitim sistemimizde sadece ceza değil, güzel davranışlar karşısında öğrencilerimizi, evlatlarımızı sınırlı bir şekilde ödüllendirmek, bir nesil veya nesiller kazanımı olacaktır. Peki eğitilenlere verilecek cezanın ve ödüllendirmenin sınırı ne olmalıdır? Maddi manada bazı güçlü aileler çocuklarına bir sınavdan yüksek netice aldığında al oğlum-kızım bu laptop senin yahut yüksek not içerikli bir karne geldiğinde babanın tavrı: ‘’Yavrucum, sana uzattığım kapının önündeki kırmızı arabanın anahtarıdır’’ mı olmalıdır. (gerçi ilk başta kulağa hoş gelmiyor değil) Peki bu durumda evladın başka güzel davranışlarında anne baba nihayeti olmayan hangi meta ile çocuğa doyum sağlayacak? Ya da hep ödüllendirmek  muhatabı saf çıkarcı yapmayacak mıdır? Teşviki, maddi unsurlarda görmek fevkalade yanlış olacaktır, sonucu ise çocuğun arsızlığı, doyumsuzluğu, bir şeyin değerini değil de fiyatını bilmeyi ve şımarıklığı olarak geri dönüt olacaktır.

Güzel davranışın sönmemesi adına yanlışı ortaya koyduk, yapmamamız gerekeni yazdık da yerine ne koyacağız, ne yapacağız nasıl davranacağız? 

Bir başarı örneğinde çocuğun hoşlandığı ne ise ( gezmek, para harcamak, kısmen bilgisayar izni, arkadaşlarıyla takılması, vb.) bu unsurlardan azar azar sunmalıyız. Mesela güzel davranış karşısında babadan duyulacak övgü cümleleri, annenin yapacağı çocuğun sevdiği yemek vs. hareketin sönmemesi eylemin devamı ve arsız yetişmesinin önüne geçilebilmesi adına etkili bir yöntemdir.Şahsıma munhasır bir düşünce olduğunu düşünmüyorum ki sadece eğitimin değil her şeyin başı sevgidir. Sevgiyle eğitim yoluna çıkmak, kaliteli nesiller yetiştirmenin olmazsa olmazıdır. Eğitilmek zorunda olan insana güzel bir eğitim yolu açabilmek için başka unsurlar elbette ki kullanılabilir ama her daim olması gereken her eylemin yanında sevgiyi kullanmaktır. Evladımızı, öğrencilerimizi, insanları kayıtsız şartsız sevmek, Yunus’un dediği gibi, ‘’Yaratılanı severim yaratandan ötürü’’ düsturuyla muhataplarımıza yaklaşmak, onların da bizi sevmesine ve kendisini bize karşı kapatmadan algılarının açık olması anlamına gelir. Bu durumda eğitimde ne varsa sevgiyle açılan kapıdan su misali sızar. 

Ağaç yaş iken eğiliyorsa o ağacı küçük yaşta eğmek gerekir. Çünkü ileriki yaşlarda verilen eğitim, suya yazılan yazı gibiyken, küçük yaşlarda verilen eğitim, mermere kazınan yazı gibidir. Zira eğitim bilimlerine göre bir çocuğun hayatı boyunca takınacağı tavır yani karakteri 5 yaşında kazanılır. Genetik olarak bazen alimden zalim doğsa da küçük yaşlarda yapılan analizle bu insanlar daha düzgün bir şekilde topluma kazandırılabilir. En basitinden saygılı nesiller yetiştirebilmemizin yegane yolu  da küçük yaşlarda aile içinde ve okulda verilen ahlak eğitimidir. Öyle ya kimse annesinin, babasının yanında yahut büyüğünün karşısında bacak bacak üstüne atarak ağzındaki sakızı patlatarak oturan bir genç görmek istemez. Cümleleriyle büyüğünü, atasını döven, saygısız, laubali bir jenerasyondan Allah hepimizi uzak tutsun. 

Allah kelamıyla biten cümlem, bu yazımı manevi atmosferde de değerlendirmem gerektiğini aklıma getirdi. Bakalım bu minvalde peygamber efendimiz Hadis-i Şeriflerinde eğitimle, ilimle ilgili neler demiş, hepsini yazamasam da bu derya da kısmen değinmeye çalışayım:

- İlim, Çin’de de olsa gidip alınız (Hz. Muhammed)
- İlim, Müslüman’ın yitik malıdır, nerede görürse onu alır (Hz. Muhammed)
- Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz (Hz. Muhammed)
- Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer 9) bu ayetinde yanı sıra güzel dinimizin ilk emrinin ıkra’ (oku) lafzı olduğunu da hatırlatmak isterim.

Eğitim, ilim, öğretim gibi kavramların varlığı ve uygulanması kadar devamlılığının olması da elzemdir. Eğer eğitim- öğretim unsurları (sevgi, ödül, ceza, teşvik vb.) süreklilik arz etmezse davranışın karaktere dönüşmesi beklenemez. Zira bir şeyler öğrenmek, bisiklet yürüyüşüne benzer ki pedal çevirmezsen düşersin. Ya da diğer bir örnekle, ilim akıntıya karşı yüzmek gibidir ilerlemezsen gerilersin. Einstein’in sözüne göre ‘’Sıfırdan bir bilgiyi beyne aktarmak, atomu parçalamaktan daha zordur’’ ama asıl zor olan edinilen bilginin, eğitimin davranıştan karaktere dönüşebilmesi adına kalıcı olmasıdır. Öyle ya bizler hiçbir bilgiyi unutmak için edinmiyoruz. Bu kalıcılığı günümüzde azaltan unsurlar azımsanamayacak kadar çoktur. Örneğin, işin uzmanına göre gün içinde yarım saatlik seyredilen televizyonun beyinde yol açtığı dumur, hasar iki haftalık kitap okumakla ancak giderilebiliyor. Buyurun şimdi bi düşünelim. Günde bizler kaç saat televizyon seyrediyoruz ve yavrularımızı kaç saat zehirliyoruz? Televizyonun bizden çaldığı vaktin asıl zamanın sahibi çocuklarımızdan çaldığımızın bilincinde olmamızın temennisindeyim.

Eğitilmiş insanın kendi başına düşünce tasarrufu olacağı için onları kandırmak ‘’Er Ryan’ı kurtarmak’’tan daha zordur. Yurdu savunmanın en ucuz yolu, eğitimdir  der  Buckel. Bu sebepledir ki pkk denilen illet, doğudaki vatandaşlarımızı kandırabilmek için eğitimlerini engelleme adına devletimizin yaptırdığı okulları dinamitliyor doğuya gönderilen öğretmenlerimizi korkutup ölümle tehdit edip uzaklaştırmaya çalışıyor. Eğitimsiz insanın maalesef ülkeye verdiği zararı dış mihraklar bile veremiyor. Okumuş, bilgilenmiş, münevver olmuş insan odur ki, kendisine faydayı aşmış ailesine, çevresine, vatanına ve dahi gelecek nesillere namütenahi yararlı işler yapandır. 

Eğitim şart diyerek sözlerime son verirken kalemimden dökülen cümlelerim, ümit ederim ki kulağınızdan girip kalbinizde hayat bulur. Bir mum başka bir mumu tutuşturmakla ışığından hiçbir şey kaybetmezken ilim sahibi insanların bu ülkenin gençlerini eğitme yolunda karşılaştıkları zorluklar çok olsa da ‘’İlim ilim bilmektir  İlim kendini bilmektir  Sen kendini bilmezsen Ya nice okumaktır’’ diyerek kendini bilen ilim sahibi eğitimli kardeşlerime Hz. Ali’nin bir sözünü hatırlatmak isterim: ‘’Allah’ın taktirine razı olduk bize ilim düştü, düşmanlarımıza mal düştü. İlim, sahibini korurken, mal ise sahibi tarafından korunmak zorundadır. Evet, ilim, sahibini korur. Kardeşlerim, bu yolda çekilen ıstırapları ve bütün hüzünlerinizi delik cebinize koyun.

Yazmak ve konuşmak, bilginin doğal sonucu iken okumak ve dinlemek ise bilgeliğin doğal sonucudur. Yazımı okuma bilgeliğini göstediğiniz için hepinize medyun-ı müteşekkirim. Saygılarımla.

İncek Okyanus Koleji Anadolu Lisesi Zümre Başkanı
                   Ümmügülsüm AKYÜREK

 


  • Paylaş

Lise 354 0 29 Ocak 2018, Pazartesi

E-Bülten Üyeliği
Yorumunuzu Yazınız
Yorumlar

Şu an herhangi bir yorum yok. İlk yorumu yapmak ister misiniz?

FORMU DOLDURUN, KONTENJAN BİLGİSİ E-POSTA ADRESİNİZE HEMEN GELSİN VE MAYIS AYINA ÖZEL AVANTAJLI FİYATLAR İÇİN
SİZE DÖNELİM

Arama

444 10 98